Farklı çevre koşulları ve trafo merkezlerinin çalışma koşulları üzerindeki etkisi

Farklı çevre koşulları ve trafo merkezlerinin çalışma koşulları üzerindeki etkisi

Düşünülmesi gereken ilk şey, trafo merkezlerinin normalde dış ortamdan izole olmadığıdır, dolayısıyla çevre koşulları trafo merkezindeki koşulları önemli ölçüde etkiler.

Hava basıncı, örneğin yapı içinde ve dışında aynı olacaktır.

Binanın veya odanın durumu, trafo merkezindeki koşulları açıkça etkileyecektir ve bu nedenle çok dikkatli değerlendirilmelidir.

Sıcaklık söz konusu olduğunda, güneşin trafo merkezine doğru ilettiği ısı miktarı binayı inşa etmek için kullanılan malzemelere, yani termal iletkenliklerine bağlıdır.

Malzemeler iyi derecede ısı yalıtımı sağlıyorsa, dış hava sıcaklığı gece gündüz arasında değiştikçe daha az etkiler. Sonuç olarak, yoğuşma olasılığı düşüktür. Bununla birlikte, kapılar genellikle metalden yapılmıştır ve bu nedenle mükemmel termal iletkenlerdir. Konumlarına bağlı olarak trafo merkezinde iyi bir ısı akışı gerçekleştirebilirler ve bu durum önemli sıcaklık değişikliklerine neden olur.

Isının bir kısmı kurulu elektrikli cihazın kendisi tarafından üretilir. Bu ısı akıma ve dolayısıyla trafo yüküne bağlıdır. Önemli yük değişimleri, geniş sıcaklık değişiklikleri oluşturabilir.

Bir trafo merkezinin içindeki sıcaklık, şalt ve kumanda cihazlarının ömrünü etkiler, binada veya odadaki doğal veya zorlanmış havalandırma derecesi daima dikkatle değerlendirilmelidir.

Buharlaşmalı soğutma etkisinin arttırmasının yanı sıra, eğer bir trafo merkezindeki giriş kabloları yoğun yağışları gidermek için yeterince sızdırmaz değil ise, yağmur yağması nem sorunlarına neden olabilir.

Şekil 3: Suyun sızabileceği harici hasar örneği

Su kanalları ve oluklar yapılmadan ve yerleştirilmeden önce, yer altı suyu seviyesi farklı mevsimlerde değerlendirilmelidir, böylece kabloların düzgün bir şekilde yalıtılması ve suyun girmesi engellenebilir, çünkü kapılardan sızmanın yanı sıra, eğer bu kötü bir şekilde tasarlanmışsa ya da ihmal edildiyse su binanın bodrum katından da girebilir.

Sıcaklığa bağlı olduğu için bağıl nem, yukarıdaki nedenlerden dolayı önemli ölçüde değişebilir. Ayrıca, özellikle binanın en soğuk yerlerinde yoğuşmanın oluşmasına neden olabilir.

Havadaki su buharının yoğuşmaya dönüşme süreci aşağıda açıklanmaktadır. Belirli bir sıcaklık ve basınç değerinden dolayı, havadaki su miktarı maksimuma ulaştığında, havanın doymuş olduğu söylenir. Koşullar eşit olduğunda, havadaki su miktarı ile doymuş havadaki miktar arasındaki oran bağıl nem olarak adlandırılır. Bu da sıcaklığa bağlı olduğu (basınç eşitse) için, sıcaklık düştükçe bağıl nemin arttığı anlamına gelir (havadaki su miktarı eşittir). Bağıl nem değeri yüksek olduğunda, yalnızca hafif bir sıcaklık değişimi yoğuşmanın oluşmasına neden olabilir. Aslında, dikkate alınması gereken sıcaklık, söz konusu nesnenin yakınında bulunan havanın sıcaklığıdır, ancak özellikle, nesnenin sıcaklığı en önemlisidir. Yoğuşmanın, muhtemelen, en soğuk kısımlarda veya trafo merkezinin en soğuk elemanlarda meydana gelmesinin nedeni budur, örneğin zemine yakın yerde, metal duvarlarda veya pencereler veya hava girişleri gibi en az izole edilmiş alanların yakınında.

Ne yazık ki yüksek derecede bağıl nem, toz ve tuzlar gibi kirleticilerin eş zamanlı olarak var olması kısmi deşarj, yüzey ve korona deşarj olaylarını olumsuz bir şekilde etkiler çünkü bunlar zamanla elektrikli aparat ve şalterleri içeren bozucu deşarja neden olabilir.