Tatar Çölü – Dino Buzzati

İtalyan edebiyatından Dino Buzzati’nin romanı olan Tatar Çölü, modernist edebiyata yapılmış en önemli katkıları sunmaktadır.Roman da hayatı sorgulama ve gerçekleri anlama üzerine düşündürücü etkiler bırakmaktadır.

Genç teğmen Giovanni Drogo, ilk görev yeri olarak Tatar Çölü’ndeki Bastiani Kalesi’ne tayin edilir. Uzun boylu kalmak istemediği bu sınır bölgesinde geçirdiği seneler ona, vaktiyle gözünde büyüttüğü zafer tutkusunun kofluğunu ve askerlik hayatının monotonluğunu öğretir. Zaman zaman heyecanı artıran şeyler yaşasa da , tekdüzelik ve monotonluk değişmemektedir. “Yaşamı boyunca beklediği an” bir türlü gelmez. Zamanla “sesi, ihtiyar sesine dönüşür”, “bakışları çok yaşlı bir adamın bakışları gibi sarımtırak ve camdan bir görünüş alır”. Varoluşun anlamsızlığı, boylu boyunca serilir önüne. Gündelik hayatın durağan ritmi, alışkanlıkların uyuşturucu etkisi ruhunun derinliklerine işlerken Tatar Çölü’nün sadece kendisinin değil aynı zamanda insanlığın sınır bölgesi olduğunu anlar. 

Tegmen Drogo ara sıra geride bıraktığı her şeyin değişmiş olduğu evini ziyaret ediyor. Annesi ve kız arkadaşı bile zamanla değişiyorlar. Ama Drogo için her şey aynı. Askeri birliktekilerin Bastiani Kalesi’nden çölün uzaklarına baktıklarında ancak dürbünle görebildikleri ya da göremeyip benzettikleri, hareket ediyor olmasını hayal ettikleri bir düşman var. Bu hem Drogo’nun beklediği düşman, hem de onu kaleye bağlayan bir bakıma hapseden unsur. Yıllar; saldıracak düşmana karşı kaleyi korumak amacıyla geçiyor. Öyle ki bu düşmanın saldırması romanın kahramanı için istekle beklenen bir olay haline geliyor. Başlangıçta hayatın tekdüzeliğini aşmak, işe yaramanın vereceği mutluluk için daha sonra boşa beklememiş olmak için bekliyor Drogo. Çok daha sonra bu duyguları da unutuyor, sadece bekliyor.

Çöl, kale ve pelerin eserdeki önemli simgeler. Kale Drogo’nun kendi iç dünyasının takıntılarını simgeliyor; Oradan çıkma cesaretini gösteremiyor, atalet içerisinde kalıp yeni adımlar atamıyor. Pelerin ise ulaşmak istediği mevkiyi simgeliyor. Zaman içinde pelerin de kendisi gibi parlaklığını kaybediyor, ulaşmak istediği şeyin çok da cazibesi kalmıyor onun için. Çöl ise kanıksanmış durağan yaşamını temsil ediyor.

“Önünde öyle çok zaman vardı ki! Tek bir yıl bile ona bitmez tükenmezmiş gibi geliyordu oysa güzel yıllar henüz başlamaktaydı; yıllar sonu gözükmeyen sınırsız bir diziye, insanın uğruna biraz sıkılmayı göze alabileceği halen hiç el değmemiş ve görkemli bir hazineye benziyordu.”

Drogo elli yaşlarına gelip artık sağlığını kaybettiğinde nihayet kalede bir hareket oluyor. Ancak tam beklediği fırsat geldiğinde hastalığından dolayı ölümü beklemek üzere kenara çekilmek zorunda kalıyor.

Hayallerimizin gerçekleşmesi için adım atacak gücü bulmalıyız. Hep güzel günlerin gelmesini bekliyoruz. Günlük zorunluluklardan dolayı asıl bizi mutlu edecek olayları kaçırıyor, mutlu olacağımız yönde adım atmaktan korkuyoruz. Bu kitap biraz da öngörülü olabilmenin önemini vurguluyor. Çünkü Drogo yıllarca çölde hiç bir şey olmadan bekleyeceğini bilseydi belki dördüncü aydan sonra ayrılabilmek için gereken gücü bulabilirdi. Ya da herşeyi yıkıp, yeni baştan kurabilmenin önemi de okuyucuya düşündürülüyor. Drogo çölden ayrılmak istediğinde olabilecek en kötü şeyi (görevini kaybetmeyi) göze alamadığı için bütün bir hayatını boş bir bekleyiş içinde geçiriyor. Ayrıca Drogo çölden kısa sürede ayrılabilmiş olsaydı orada yaşadıkları geri kalan hayatı için güzel bir anı olarak kalacak, kendi çölünde kaybolmayacak,  kendi yolunu çizmiş ve yeni vahalar keşfetmiş olacaktı.

Kürk Mantolu Madonna